Fotograflarım (1991-2017) My Photographs

AltZine İlkbahar 2017 Sayısı: Su~Hafıza



Fotoğraf©Arzu Filiz Güngör



1998’den beri internet üzerinden yayın yapan Türkiye’nin ilk edebiyat dergisi altZine, 2017 temasını SU olarak belirledi. Her yıl olduğu gibi 21 Mart’ta çıkan ilkbahar sayısının teması ise Su~Hafıza.  Özge Calafato ve Su Başbuğu'nun editörlüğünde, sayfiyede geçen çocukluk anılarından açık denizlerde yitirilen göçmenlere, suya dair sadece geçmişle değil bugün ve gelecekle de ilgili pek çok hikâyeye yakından bakan bu sayıya, bir fotoğrafımla ben de dahil oldum. Dergiyi ücretsiz olarak bu bağlantıdan indirebilirsiniz.



Balıkçı Kadının Fotoğrafçı Çocukları

(Fotoğraf: Julia Margaret Cameron)
Tarih: 8 Mart 2017, Çarşamba
Saat: 19:30
Yer: Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi
Herkese açık ve ücretsizdir.

İlk olarak 2016'da E.Ü. 50. Yıl Köşkü'nde gerçekleştirdiğim ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle, Çizgelikedi'de yinelediğim bu sunum, Ursula K. Le Guin'in "kadın nerede yazar, yazarken neye benzer, yazan kadın hakkında benim, sizin imgeniz nedir?" diye sorarak başladığı ve aldığı yanıtların onu yazan değil de okuyan kadın imgelerine götürmesi üzerine, bir kadının sanat eseri üretebilme koşullarını adım adım tartıştığı "Balıkçı Kadının Kızı" adlı denemesinden esinlenerek yola çıkıyor. Ama bu yolculukta başka duraklara da uğruyoruz:
Fotoğraf tarihinden seçilmiş bazı kadın fotoğrafçıların yapıtları üzerinden, imgelerin üretim ve tüketiminin çerçevesini hâlâ eril bakışın çizdiği günümüz dünyasında, bu bakışın ve iktidar ilişkilerinin nesnesi olmaya direnenlerin, özne kalma ve üretmeyi sürdürme koşullarının tartışılması amaçlanıyor.


      Sunumdan...
                             

AltZine İlkbahar 2016 Sayısı: "Ev-Mutluluk"

Fotoğraf©Arzu Filiz Güngör


1998’den beri internet üzerinden yayın yapan Türkiye’nin ilk edebiyat dergisi altZine, 2016 temasını EV olarak belirledi. Ev ile ilişkisini masaya yatırdığı ilk konu ise Mutluluk. Özge Calafato ve Engin Türkgeldi editörlüğündeki Ev ve Mutluluk temalı bu sayıya, bir fotoğrafımla ben de dahil oldum.


"Ev, paylaşım olduğu kadar yalnızlık, yuva kadar hapishane, aidiyet kadar dışlanmışlık, aile kadar düşman, hayal kadar kabus, kaçış kadar dönüş, ve elbette mutluluk kadar mutsuzluk demek. Bunlara ve başka duraklara uğrayarak Ev ve Mutluluk’a farklı açılardan bakmayı, aynı anda bir çok zıtlığı barındırabilen bu birlikteliği yazınsal olduğu kadar görsel bir zenginlik dahilinde incelemeyi hedefledik." diyen dergiyi ücretsiz olarak bu bağlantıdan indirebilirsiniz.

Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü'nde "Balıkçı Kadının Fotoğrafçı Çocukları" Sunumu




BALIKÇI KADININ FOTOĞRAFÇI ÇOCUKLARI

Arzu Filiz Güngör

Yer: EÜ 50. Yıl Köşkü
Tarih: 28 Mart 2016


Bu sunum, Ursula K. Le Guin'in  "kadın nerede yazar, yazarken neye
benzer, yazan kadın hakkında benim, sizin imgeniz nedir?" diye sorarak
başladığı ve aldığı yanıtların onu yazan değil de okuyan kadın
imgelerine götürmesi üzerine, bir kadının sanat eseri üretebilme
koşullarını adım adım tartıştığı "Balıkçı Kadının Kızı"(*) adlı
denemesinden esinlenerek yola çıkıyor ama yolculukta başka duraklara
da uğranacak.



Soruyu fotoğraf alanına uyarlayarak, hem geçmişte ve şimdilerdeki
"fotoğrafçı" imgesine ve cinsiyetine, hem de fotoğraf tarihinden
seçilmiş yapıtlar üzerinden bazı kadın fotoğrafçılara ve üretimlerine
göz atarken;  imgelerin üretim, çoğaltım, dolaşım, değerlendirme,
piyasa ve tüketiminin çerçevesini hâlâ eril bakışın ve onun yeniden
ürettiği iktidar ilişkilerinin çizdiği günümüzün kapitalist
dünyasında, bu bakışın ve iktidar ilişkilerinin nesnesi olmaya
direnenlerin kendi sesleri, kimlikleri ve arzularıyla varolmalarının,
bir başka deyişle özne kalma ve üretmeyi sürdürme mücadelesinin
koşullarını, engellerini ve mevcut durumu tartışmayı amaçlıyor.



(*)Ursula K. Le Guin, Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar, Metis Yayınları,
İstanbul,1998



Etkinlik afişindeki fotoğraf: Julia Jackson'ın portresi; Julia Margaret Cameron (Nisan 1867)

IAN İçin Yazdım: Salgado'nun "İşçiler"ine Folkart'ta Bakmak


Sebastião Salgado'nun "İşçiler" sergisinden bir seçki İzmir'deydi. Sergiye dair Istanbul Art News, Kasım 2015 sayısı için hazırladığım yazıya pdf olarak bu linkten ulaşılabilir.

"Bir Şehirde Yaşamak" Kitabında Bir Fotoğrafımla Yer Aldım

İzmir'in kent kültürünün yaşayan bir parçası olmayı başaran mekânlardan Miko Cafe, kuruluşunun 17. yılını 17 fotoğrafçının İzmir fotoğraflarının ve 17 ozanın İzmir şiirlerinin yer aldığı "Bir Şehirde Yaşamak" adlı kitap ile kutladı. Ben de bir çalışmamla kitapta yer aldım. 501 adet basılarak her bir kopyası numaralanan kitap satışa sunulmayıp hediye olarak dağıtıldı. Tanıtımı, dağıtımı ve imza günü 10 Mart 2015 akşamı konukların katılımıyla gerçekleşti.


Sanatın Eylemi-Pinar için Adalet / Act Of Art-Justice for Pinar / L'art en action-Justice pour Pinar


7 ve 8 Mart 2013'te çekip eşzamanlı olarak Internet üzerinde farklı platformlara yüklediğim 7 fotoğraf ve onlara eşlik eden metinlerle bu eyleme katıldım.
http://pinarselek.com
Yeni Başlayanlar İçin Pınar Selek Davası

15 yıl süren bir davanın sonucu gelen 'şey'e ADALET diyebilir miyiz?
http://www.pinarselek.com
Amargi Feminist Dergi'nin 2009 Yaz kapağının söylediğini, 2013'de hâlâ yineliyoruz: Pınar Selek'e hâlâ tanığız!
Pınar için '8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü' kutlaması: bugün açmış bir çiçekle değil ama, önümüzdeki yazsonu gibi açacak uçsuz bucaksız bir çiçek tarlasının güçlü, doğurgan, hayat dolu ümidi ile.
Pınar Için Herkes Için Adalet! Justice For Pınar, Justice For All!
Hakikat, Adalet, Barış, Özgürlük.
Uzaklardaki vaatler, çocukluktaki masallar, safça gördüğümüz düşler değiller.
http://www.pinarselek.com

İtaat etmeyi öğretildiğimiz günlerden, Pınar gibi '71 doğumlu kızkardeşimin siyah önlüklü küçük tebessümü...'özgür, ahlâklı, mutlu bir yaşam nasıl mümkün olabilir sorusu çocukluğumdan beri beni meşgûl ediyordu..." diyen Pınar için...
Bizi eşitleyecek ve özgürleştirecek bir ADALET ağacı büyümeli... Masalın sonunda 3 değil, herkesin payına elma düşmeli. Pınar için, herkes için.

The Glocal Museum'da Yer Alan Çalışmam



(Fotoğraf: Arzu Filiz Güngör)


Üç ayda bir farklı bir editör ile yayınlanan 'Uluslararası Fotoğraf Kültürü E-Dergisi The Glocal Museum'un, 'Self' temalı 2. sayısının editörlüğünü Deniz Güzel üstlendi.

234 sayfalık e-dergide Prof. Dr. Simber Atay Eskier, Dr. Nezaket Tekin, Deniz Güzel, Ertuğ Balkan, Onur Acımaz, Süleyman Duman, Eren Ekin Ercan'ın yazılarının yanısıra,  Lipa Capelnica, Tara Inanloo & Hadi Bastani, Esther Sabetpour, Sergen Şehitoğlu, Alexa Meade, Kıvılcım Güngörün ve Didem Akbay Harmandağlı'ya ayrılmış galeriler ve 'self' teması dolayısıyla çağrı yapılmış çok sayıda fotoğrafçının otoportre çalışmaları yeralıyor.

Enerji'k Bakış Sergisindeki Kibritçi Kız

İFSAK ve İZOCAM'ın işbirliği ile ortaya çıkarılan çağrılı olarak katıldığım Enerji'k Bakış sergisinde aşağıdaki fotoğraf çalışmamla yer alıyorum.

Sergi “Enerji Verimliliği” temalı 100’den fazla fotoğraf ve o fotoğraflardan yola çıkarak yazılmış metinler ve karikatürler ile birlikte bu projeye özel hazırlanmış iki beste, bir kısa film ve bir animasyon filmden oluşuyor.

25 Mayıs-14 Haziran tarihleri arasında Barbaros Bulvarı üzerindeki İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde başlayan yolculuğuna devam eden sergi  Ankara’da Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde (10 Ekim - 20 Ekim 2011), Adana Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde (28 Kasım-10 Aralık 2011) , İzmir'de Aphrodisias Sanat Merkezi’nde (17 Nisan-12 Mayıs 2012), İstanbul'da Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi'nde (6-30 Haziran 2012) ve Bursa Kent Meydanı AVM’de (5 Eylül-14 Ekim 2012) açıldı.



'Enerji ve Verimlilik' üzerine düşünmem gerektiğinde, zihnim somut/gündelik anlamıyla enerjiyle değil de, Clarissa Pinkola Estés'in Kibritçi Kız masalına (bildiğimiz hikâyesine) insanların -özellikle de kadınların- güçlerini, hayâllerini, hayatlarını, farkına varmaksızın israf edişleri üzerinden bir yorum getirdiği 'Kurtlarla Koşan Kadınlar' kitabındaki Kibritçi Kız versiyonuyla meşgul olup durdu. Başta biraz tereddüt ettim açıkçası ama, neticede masalın içimde haftalara yayılıp süregiden ısrarı baskın çıktı.

Fotomodelim Demre Derebaşı'ya sabrı, çekim boyu enerjiyle ışıldayıp ışıldatan neşesi ve çalışmaya değerli katkıları için, değerli hocam prof.dr. Mehmet Bayhan'a sergi katalogunda ve sergide fotoğrafıma eşlik eden yazısı için minnettarım ve tabii bu içerikte bir sergiyi düşünüp örgütleyen emek veren herkese de teşekkürler.

Sergimiz 'Kimlik ve İtaat' 8 Mart'ta tekrar Çizgelikedi'de...

 
Çizgelikedi'de, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü, 17 kadın fotoğrafçının Çizgelikedi Kadınlar Projesi-II kapsamında gerçekleştirdiği çalışmalarıyla oluşturduğumuz “Kimlik ve İtaat” fotoğraf sergisiyle kutluyoruz.


Çizgelikedi Kadınlar Projesi-II
'Kimlik ve İtaat'
 

Fotoğraf Sergisi
8-26 Mart 2010 
Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi
Gürsel Aksel Bulvarı No:43/C Üçkuyular-İZMİR
T: (0232)247 1 247, 224 39 96




Kapanış Buluşması: 26 Mart Cuma, Saat: 18:00-21:00

Kimlik ve İtaat” fotoğraf sergisi, yolculuğunu tamamlıyor ve doğduğu yere geri dönüyor.  Çizgelikedi'nin çağrısı ile 2007 sonunda başlayan ve 2009 Mayıs'ına dek süren Çizgelikedi Kadınlar Projesi-2'nin atölye süreci sonucunda, farklı yaş, deneyim ve mesleklerden 17 kadın katılımcının ortaya koyduğu 32 fotoğraf çalışmasından oluşan sergi, çevre ilçeleri ziyaret ederek geçen ayların ardından, 8 Mart-26 Mart günleri arasında tekrar İzmir'de, Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi'nde izlenebilecek.


Ursula K. Le Guin'in 'Mülksüzler' romanının itaat etmeyen/emir vermeyen/almayan kahramanları Anarreslilerden ilhamla, 'Gerçek yolculuk geri dönüştür' diyen Çizgelikedi; bu geri dönüş vesilesiyle, projeyi ve ele aldığı kavramları, geride kalan yıla ve yola bakarak bir kere daha odağına almayı istiyor.

Gezici olarak tasarlanan projenin izleyen aylar boyunca İzmir çevresindeki ilçeleri ziyaret ederek süregelen yolculuğu, projenin ilk olarak başladığı yer olan Çizgelikedi'de 8 Mart'ta tekrar izlenime sunulmasının ardından 26 Mart'ta, sergide yapıtları bulunan kadın fotoğrafçıların katılacağı bir sohbeti de kapsayan buluşma ile tamamlanmış olacak.

Kapanış buluşması, aynı zamanda bir doğumgünü ve anma: Çizgelikedi Kadınlar Projesi'nin katılımcılarından sevgili dostumuz, ablamız, fotoğrafçı Ülker Sokulluoğlu'nu, 76. doğumgününden sadece bir gün sonraki bu buluşmadaki yokluğunda sevgiyle, özlemle anacağız. Ülker abla, aylara yayılmış bu uzun atölye süreci boyunca gençlere taş çıkartan bir direnç ve coşkuyla içinde yeraldığı projemizin ilk olarak izleyici önüne çıktığı hafta rahatsızlanmış ve serginin yolculuğu tamamlanamadan, 22 Ocak 2010'da aramızdan ayrılmıştı.

Amargi Feminist Dergi /Güz 2009 sayısındaki yazım



Amargi Feminist Dergi, Güz 2009 sayısında Çizgelikedi Kadınlar Projesi-2'nin ürünü sergimiz 'Kimlik ve İtaat'i ve projenin oluşum sürecini anlattığım tanıtım yazısına yer verdi.

(Amargi Feminist Dergi, Eylül 2001’de kurulan ve derginin yanısıra bir kitabevi, atölyeler, araştırma grupları, broşür çalışmaları, seminerler, söyleşiler, sunumlar, kurslar, makale tartışmaları, serbest tartışma toplantıları, mahallelerde yürütülen tartışmalar da gerçekleştiren Amargi Kadın Kooperatifi tarafından İstanbul'da yayınlanıyor.)

Feride Cihan Göktan'dan 'Kimlik ve İtaat' üzerine...


Feride Cihan Göktan'ın sergimiz 'Kimlik ve İtaat' hakkında yazdığı ve Radikal İki'de yayınlanan yazısı (Radikal'in sitesinde görmek için buraya tıklayabilirsiniz.)
BİR FOTOĞRAF SERGİSİ
(Radikal İki'den alıntıdır.)

31/05/2009
17 kadın fotoğrafçının katıldığı 'Kimlik ve İtaat' başlıklı sergi 16 Haziran'a dek İzmir'de, sonra Ege'de ve başka yerlerde
Haber: FERİDE CİHAN GÖKTAN

Kimlik ve itaat. Başlık bu. Aslında çok yakından bildiğimiz bilmekten öte hep içinde yaşadığımız kavramlar. Her türlü ilişki, aklınıza gelebilecek her türlü ilişki, iktidar-itaat kavramlarını bazen çeşitli oranlarda birbirine karıştırarak bazen de birbirinden sert çizgilerle ayırarak, her daim içinde barındırır. Bu kavramların sarmalındaki kimlikler bazen yeniktir bazen üstegelen. Ama her daim yaralı. Keşke hep özlediğimiz eşitliklerde sınansaydı kimliklerimiz. Oysa eşitlik her ilişkinin ütopyasıdır bence. Ne kadar çabalarsak çabalayalım ne yaparsak yapalım itaati ve iktidarı içinde barındırmayan bir ilişki olamıyor. 

İşte insanlık öyküsünün peşini hiç bırakmayan bu iki kavram, “Çizgelikedi Kadınlar Projesi-2” olarak kadınların önüne atılmış, hadi bakalım fotoğraflarınızla itaati anlatın, içinizi dökün denmiş. Kadınlar, yalnız ülkemizin değil bütün dünyanın kadınları iktidarın soğuk yüzünü ve itaatin boyunduruğunu iyi bilirler. En çok kadınlar bilir. O nedenle Çizgelikedi kadınlara sormuş bunları. 

Proje kapsamında deklanşörlerine basan kadınlar, geçen yıl gerçekleştirilen ilk çalışmada iktidarın fotoğrafını çekmiş, ikinci çalışma olarak bu yıl da itaatin fotoğraflanmasına soyunmuşlar. Şu her şeyden çok bildikleri itaatin... 

Yağmurlu ve serin bir Mayıs günü, İzmir’in Üçkuyular semtinde Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi’nde başlayan Kimlik ve İtaat sergisinde, birbirinden güzel -birbirinden düşündürücü diye ifade etsek daha doğru olacak- fotoğraflar var. Sergi 19 Haziran’a dek sürecek ve daha sonrada Ege bölgesi başta, çeşitli şehirleri gezecek. Sergideki eserlerin her bir karesinde, bazen saklanmış bazen aşikâr olarak itaat eden adam, kadın, çocuk ve toplum var. Biraz daha dikkatli baktığınızda, bu fotoğraf karelerinin bir yerlerinde saklı iktidarın acımasızlığını, insanı itaate zorlayan sömürü düzenlerinin o vahşi kırıntılarını, itaatin o aşağılayıcı yüzünü fark ediyorsunuz. İtaat, fotoğraf karelerine sessizliği, suskunluğu, kaderciliği yüklerken isyan etmek siz seyircilere kalıyor. İçinizdeki isyan ile geziyorsunuz “itaat fotoğraflarını”... 

Hayatın en gerçek yüzleri fotoğraflanmış 17 kadın fotoğrafçı tarafından. Hepsi farklı bir hüzünde birleşmişler sonunda. Birisi, iş hayatının insanı nasıl itaatkâr kıldığını, bireyselliğimizin ve bilincimizin nasıl baskı altında tutulduğunu başa takılan madencilerin baret simgesi ile anlatırken; bir başka fotoğrafçı bir kravatın en başta gelen itaat simgesi olduğunu göstermiş ve aynı zamanda kravatlaşmış hayatlarımızı... 

Bir başka karede, hiçbir eksiği bulunmayan modern mekânlarda yaşanan eksikli hayatlar ve itaatin bu modern mimariye hiç uymayan çarpık ve parçalanmış yüzünün gölgesi... Modern hayatlarımızın bu bildiğimiz hüzünlü fotoğraflarına tanık olurken, aniden bir çocuğun isyan etmiş gözleri geliyor karşımıza. Toplum onu vargücüyle etkisiz hale getirmeye çalışırken, o çok isyankâr bakıyor. En çok çocuklar isyan eder, yetişkinlerin en yenisi ve en genci olduklarından. Kadınların, mecali kalmamış isyankârlıklarına karışmış itaatkâr bakışları, bu çocuğun gözlerinde alev alev isyana dönüşüyor. 

Bu serginin bütün fotoğraflarını gördüğünüzde, bildiğiniz yaşadığınız insan ilişkilerini sorguluyorsunuz ve daha eşitlikçi dünyalar için bir özlem ateşi yükseliyor derinliklerinizden. Sergiyi hüzünlü terk ediyorsunuz. Bu hüzünlü hal, içinizde beliren umutla sanki biraz hafifliyor gibi. Kadınlar deklanşöre basarak bu dünyayı değiştirecekler umudu bu. Bu umudu çoğaltmak istiyorsanız, gidin görün derim bu Kimlik ve İtaat başlıklı fotoğraf sergisini. 

İzmir, Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi, 0232-247 1 247
http://kimlikveitaat.blogspot.com

“Kimlik ve İtaat”




Çizgelikedi Kadınlar Projesi-II'nin son aşaması olan 'kimlik ve itaat' adlı fotoğraf sergisi, 19 Mayıs 2009, saat 19:00'da Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi'nde açılıyor.

Sergi, izmir'de yaşayan ve fotoğrafı bir sanatsal anlatım dili olarak kullanan/kullanmak isteyen kadınlara Çizgelikedi tarafından yapılan açık çağrıya olumlu yanıt verip proje kapsamındaki atölye çalışmalarına katılan Yeşer Sarıyıldız, Ülker Sokulluoğlu, Şehlem Sebik, Nurhan Doğan, Meltem Çiftçi, Latife Özyurt, Işık Deniz Nalbantoğlu, Işık Gülçubuk, Gönül Ocak, Fenay Ulu, Emel Kayın, Canan Gümüşalan, Ayşe Aytün Aytar, Aysun Öküzcüoğlu Taşar, Aynur Şen, Aslı Öktener Köse ve Arzu F. Güngör'ün proje sürecinde ürettiği fotoğraflardan oluşuyor.

Çizgelikedi Kadınlar Projesi, katılımcıların hem kavramı hem fotoğrafları birlikte tartıştığı, bu amaçla düzenli toplanarak ortaya bir sergi çıkardığı bir yılı aşkın bir süreci tanımlıyor. Projenin önceki döneminde de konu edindiği 'kimlik ' kavramından devamla ortaya bir sergi çıkarmayı hedefleyen tartışma sürecinde çalışılacak kavram katılımcılar tarafından 'Kimlik ve İtaat' olarak belirlendi. Bu kavram ikilisinin içerdiği/çağrıştırdığı/tetiklediği ve konuk konuşmacıların katkıları ile de zenginleşen okuma, söyleşi ve tartışmalar gerçekleşti.

17 kadın fotoğrafçının proje kapsamında ürettiği fotoğraflar arasından, tartışma-eleştiri sürecinde ortak kararla seçilen 32 çalışmadan oluşan sergi 19 Haziran'a kadar Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi'nde izlenebilecek. Gezici olarak tasarlanan projenin izleyen günlerdeki yolculuk takvimi ise İzmir çevresine öncelik verilerek oluşturulacak.

'Kimlik ve itaat' fotoğraf sergisi katılımcıları:

  • Yeşer Sarıyıldız
  • Ülker Sokulluoğlu
  • Şehlem Sebik
  • Nurhan Doğan
  • Meltem Çiftçi
  • Latife Özyurt
  • Işık Deniz Nalbantoğlu
  • Işık Gülçubuk
  • Gönül Ocak
  • Fenay Ulu
  • Emel Kayın
  • Canan Gümüşalan
  • Ayşe Aytün Aytar
  • Aysun Öküzcüoğlu Taşar
  • Aynur Şen
  • Aslı Öktener Köse
  • Arzu F. Güngör

Sergi yeri:
Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi
Gürsel Aksel Bulvarı No:43/C Üçkuyular-İZMİR
T:(0232)247 1 247 cizgelikedi@cizgelikedi.com
kroki için lütfen tıklayın.

Serginin izlenime açık olduğu gün ve saatler:
salı-cuma: 12.00-19:30
cumartesi: 12:00-16:00

3 balık...

İlk fotoğraf bana ait, 1991 tarihli. İFOD'un 1996'daki bir sergisinde ve sonra 2000 senesinde Yalçın Çıdamlı ile birlikte açtığımız 'Sıradan...' sergisinde, hatta sergi afişinde yer aldı:








(Fotoğraf: Arzu F. Güngör)
Sonra bir gün, 2006'da, bir arkadaşım (Geniş Açı'dan Serdar Darendeliler) bana, Voyatzakis adlı tanımadığım yunanlı bir fotoğrafçının çalışması olan şu ikinci fotoğrafı içeren, konu bölümünde de 'Pişti!' yazan bir e-posta gönderdi, ben de çok güldüm:















(Fotoğraf: Voyatzakis)
...derken, geçenlerde bir arkadaşımın blogunda, yine arkadaşım olan Erol Özdayı'nın şu çalışması ile karşılaştım:




(Fotoğraf: Erol Özdayı)

Evet, var mı artıran?
:)
afg

EFOT "Öz/ne?" Atölyesi Kapsamında Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi'ndeydik





7-8 Mart 2009 tarihlerinde, EÜ Fotoğraf Topluluğu/EFOT'un 'Fotoğrafta Öznel Gerçeklik' üzerine "Öz/ne?" başlığı ile gerçekleştirdiği atölye çalışmalarının Mart'09 adımında, Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi'nde yapılan atölye çalışmasında, Aykan Özener, Murat Göç ve Tahir Ün ile birlikte Çizgelikedi adına Yalçın ve ben yer aldık. Ayrıca Çanakkaleli öğrenciler ile, karşılıklı etkileşimli fotoğraf okuma/görsel algılama atölyesi gerçekleştirdik. Verimli, eğlenceli ve güzel bir haftasonuydu. Öğrenci arkadaşlarım dikkatli, enerjik ve sorumluydu. Emeği geçen herkese (başta Aykan Özener ve Murat Göç olmak üzere) teşekkürler, bir kere daha...


Sunum: National Geographic ve Başkalarının Acısına Bakmak

Daha önce Çizgelikedi'de 'İki Kitap Bir Bakış' adıyla gerçekleştirmiş olduğum sunumu yeni eklemeler ile “National Geographic ve Başkalarının Acısına Bakmak” adıyla, 5 Mart 2009 Perşembe günü saat: 17.30'da EÜ. 50. Yıl Köşkü'nde tekrarladım. Önemsediğim ve yararlandığım National Geographic'i Doğru Okumak' ve 'Başkalarının Acısına Bakmak' adlı iki kitaptan yola çıktığım ve ailemin 1971'den 1999'a dek biriktirdiği NG dergi arşivinden destek aldığım bu sunum, aslında tek başına okumanın yeterli tatmin yaratamadığı (hatta açlık hissini artırdığı) bu kitap ve konuları başkaları ile paylaşmaya-konuşmaya ihtiyaç duyduğum için hazırladığım bir çalışma idi.

Yinelemek gündeme geldiği için NG dergi arşivine gözatarken (1973 Ekim'inde kapaktan yayınlanan Şili dosyası gibi) farkında olmadığım, ürpertici-ibretlik eski-yeni 'hazine'ler de bulduğumu not etmek isterim.

O akşama vesile olan, tartışmaya katılan ve organizasyonda emeği geçen herkese yürekten ve tekrar teşekkür ederim.

afg

Sunum hakkında;
NATIONAL GEOGRAPHIC ve BAŞKALARININ ACISINA BAKMAK
Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi'nden Arzu F. Güngör, 'National Geographic'i Doğru Okumak' ve 'Başkalarının Acısına Bakmak' adlı kitaplardan yola çıkarak, fotoğraf ve fotoğrafın kullanımı üzerine bir sunum gerçekleştirecektir.

'National Geographic'i Doğru Okumak' adlı kitaplarında, uzak kültürleri öğretme iddiasındaki derginin yer verdiği yüzlerce fotoğrafın yakın bir okumasını yapan yazarlar Catherine A. Lutz ve Jane L. Collins; fotoğraflar aracılığıyla kurulan temsil sürecinin sorunlarını gözler önüne seriyorlar.

Arzu F. Güngör, 70'li yılları kapsayan çocukluğunda ve 80'lere yayılmış ilkgençliğinde National Geographic dergisinden çok etkilendiğini, Lutz ve Collins'i antropolog olmaya yönelten derginin, büyük ihtimalle kendisini de fotoğraf ve görsel kültür alanına çeken önemli etmenlerden biri olduğunu vurguluyor.

Güngör, içinde bulunduğumuz ekranlardan/sayfalardan başkalarının savaşını/acısını izleme çağında, 'çatışmalarla dolu bir dünyada, tartışmalı konulardan uzak durabilen ve 1970’lere kadar, hastalıklı, yaralı, sakat ve aç insanları kendi bastığı fotoğraflardan tamamen ayıklamış' (*), bugün de fotoğraf seçimlerinden altyazılara varıncaya dek içeriğinde egemen politikanın belirleyici olduğu bir dergiyi eleştirel bir bakışla değerlendirmek ihtiyacı ile, Sontag'ın Başkalarının Acısına Bakmak' (**) kitabından alıntılarla bir girişin ardından, dergideki fotoğraf ve sayfa düzenlerinden örnekleri paylaşarak tartışmaya açmayı arzulamaktadır.

(*) 'National Geographic'i Doğru Okumak', Catherine A. Lutz, Jane L. Collins, Agora Kitaplığı

(**) Başkalarının Acısına Bakmak', Susan Sontag, Agora Kitaplığı

Amargi Feminist Dergi, Kış 2008 sayısı

Düşlediğim bu değildi

Hepimizin, çocukken saf olarak özgürlüğü ve mutluluğu hayal ettiğini ama 'büyürken' hayata, büyük çoğunlukla annelerimizin de onay verdiği 'ataerki'ne, toplumun 'aile', 'kadın', 'anne' tarifine, az veya çok, illa ki bir noktasından da olsa boyun eğdiğimizi, için için bu bilginin farkında olarak ama oyuna dahil olarak yaşandığını düşünüyorum. Hissetmeyi sürdürdüğümüz özlemi, kabul görüp onaylanmanın hazzı ile yatıştırıyoruz; gözümüzü açıp oyunu bozmanın verecegi acıya ve kayba katlanmak ise gerçek düşümüzü (özgürlük?) anımsamak-farkına varmakla, değişmeyi-değiştirmeyi göze alma cesareti ile mümkün.
afg

Geriye bakmak veya 'ne güzel dergimizdin sen GA!'

Evet, geriye baktım ve Geniş Açı'nın ne kadar güzel bir dergi olduğunu bir kere daha görerek hüzünlendim. Hüzünlenecek hatta kahredecek çok sebep var şu sıra hayatta, doğru, ama bir kayıp tüm kayıpların bir simgesi oluyor gibi de geliyor bana..Yitirdiklerimizin, ellerimizin arasından kayıp gidenlerin daha çok güzel şeyler, iyi insanlar oluşu bir tesadüf olmasa gerek.

Neyse, aslında Geniş Açı kutularını elime aldığımda, 'hangi sayıya ne yazmışım' diye bakıp hızlıca küçük bir liste yapmaktı amacım, ama dergileri masanın üzerine indirip karıştırmaya başlayınca, kendimi notlar alıp, okumayı planlamadığım yazıları okurken buldum.
50 sayılık içeriğin bir gün web üzerinden de erişilebilir hale gelmesini diledim.

Ben dahil olduğum süreçte yeterince destek olamadığıma ise hâlâ hayıflanıyorum. Belki eski sayılardan kütüphanenizde eksik olanları farketmenize de vesile olurum diye umarak, 2002-2006 arasında yazabildiklerimin bir dökümünü çıkardım. (Her bir sayıyı yayınlanmış olduğu tarihe yerleştirdim, umarım kafa karıştırıcı olmamıştır.)

Fotoğrafla ne yaptım? Ya o bana ne yaptı?

"(...)Başlarken, ne kendi hayatımla ne de fotoğrafla ne yapacağımı tam olarak bilmiyordum, ama fotoğrafın yapabildikleri beni büyülüyordu. Fotoğraflarımın ancak soru sorabileceğini, yanıt ve saptama sunamayacağını, bir de fotoğrafa ‘benim’ diyebilmek için, görüntüdeki herşeyin benim düzenlememle yer alması gerektiğini düşünüyordum.

Çekingenliğimle bu düşüncem de birleşince, sokakta yabancıları çekmektense, tasarladığım mekanda, seçtiğim kişiyi çekerim diyordum. En yakınımdaki de kızkardeşim olduğu için, gönülsüzce de olsa, epeyi kahrımı çekti. (merak ederseniz, burada 1989 tarihli bir örnek çalışma var) Hemen sıkılıyordu. Neden kendini bu kadar kötü hissediyordu, bilmiyorum. “Öff abla!” sızlanmaları kulağımda yer etmiş. O da daha 16-17 yaşındaydı ve derdi çoktu sanırım. 1989’da Aylin üniversiteyi kazanıp istanbul’a gittikten sonra, çok tatlı bir arkadaşım (Deniz Olcaysü) uzun süre seve isteye modellik yaptı, tek olumsuzluk fazla güzel (ve fotoğrafın olası anlamından daha anlamlı) bir yüzünün olması, dikkatlerin fotoğrafa değil modele yönelmesi riskiydi. Benim fotoğrafla yapmak istediğim bir tür ‘ben’ diliyle bir şeyler söylemekti, Deniz ise ben olamayacak kadar asude bir yüzdü aslında ama, o fotoğraflar beni o zaman da, şimdi de mutlu etti. (bu döneme bir örnek de burada görülebilir) Bunun ardından gelen dönemde, önceden tasarlama ve kontrol etme isteğim zayıflamıştı, fotoğraflarda yüzlerin belirginliği de beni rahatsız etmeye başladı. Ne yapmak istediğime biraz yaklaştığımı hissettim bundan sonra, gözüm vizörde, elim deklanşördeyken içimdeki engellerin kalktığını, ömrümce biteviye ‘yap’ veya ‘yapma’ diyen seslerin sustuğunu... Söylemek istediğim, anlamak istediğim, görmek istediğim, göstermek istediğim hemen her şey için, bu dil benimdi. Dünyayla ilişkim nasıl olursa olsun, o verili anda, gerçekliğin içine, kalbine ışınlanmak ve hem içeri hem dışarı bakmak, ve ‘gerçek’ten yola çıkıp düşleri anlatmak (ya da tam tersi) mümkün gibiydi. Sanki kendi gövdem de Minolta’nın kara gövdesine sığıyormuş, dışarıya onun içinden bakıyormuşum gibi bir duyguyla, bu halin verdiği bir pervasızlık ve hareket serbestisi, her nasılsa utangaçlığımı bastırıyordu. Bir de, yüzlerin belirginliği rahatsız ediyordu dedim ya, evet, fotoğraf bakılırken başlayıp bitiyordu, zihnimizdeki süreçlere benzemeyen bir durgunluk ve bitmişlik haliydi bu. İçgüdüsel diyebileceğim bir istekle sanırım ilk nikah fotoğrafları serisinde yüzleri siyanürlemeye ve onları çevreleyen dış gerçeklikle aralarındaki hissedip anlatamadığım gerilimi bir şekilde ortaya çıkarmaya çalıştım. Yeri geldi dört negatifle baskı yaptım, maskelemeyle, fotomontajlarla uğraştım, siyah beyaz karanlık oda süreçlerinin yetmediği noktada, görsel tasarım işi yapıyor olmaktan gelen altyapıyı da kullanarak, 1994’ten başlayarak bilgisayarda sayısal ortamın tanıdığı özgürlüğün tadını çıkardım, fotoğrafa müdahale etmekte bir beis görmedim, keyif aldım. Karanlıkoda’yı ve hipo kokusunun özlesem de, giderek tüm çalışmalarımı sayısal ortamda sonuçlandırır oldum.

Bir de eklemek gerekir ki, İFOD’da, bir kavram üzerine çalıştığımız ‘Geleneksel Sergiler’ projesini hayata geçirdiğimiz dönemle, benim bir kavrama odaklandığım dönemin çakışması tesadüf değil. 94-99 yılları arası kotardığımız İnsan, Düşler, Uzak-Yakın, Yüzyüze ve Oyun sergilerinin her biri yaşamımda ve fotoğrafımda benim için önemli dönemeçlere karşılık geldi. 2000 yılında bu kez Yalçın’la ikimiz ‘Sıradan’ adlı sergimizi açtık, o sergide ‘Düşlediğim Bu Değildi’ ve ‘Özgür Olma Arzusu Tutunma İhtiyacına Karşı’ serilerine başlamıştım, her ikisini de ileriki dönemde, FOTOGEN’in (kupadan ziyade çağrılı bir sergi olarak önemsediğim ve üç kere çağrıldığım) Şinasi Barutçu Kupası için tamamladım. Bu yazının yazıldığı gün itibariyle son çalışmam olan ‘Yakınlıklar’ sergisinde yeralan ‘Şehir’ ve ‘Tabiat’ serileri, o sıralar başlamış olan yolculuğun ürünleri...

Fotoğrafla ilgilenmeye başladığımda, dünyadaki yerini arayan, yaşamın anlamını sorgulayan, hem gündelik hayatı ve çevresindeki insan ilişkilerini didik didik eleştiren, hem de kendi öfkesinden duyduğu suçluluk içinde boğulan, çekingen, tedirgin bir genç kızdım; kolayca sinirlenip hemencik utanca gömülüyordum. İşin özü, bu biçimiyle bu dünyada yaşamakta zorlanıyordum. Şimdi yaşım kırka üç var olmuşken, şunu söylemeliyim ki, fotoğraf, bunu değiştirmedi belki ama, beni o tahammül edemediğim dünyayla tuhaf bir biçimde birarada tuttu, hem aramızda bir bağ kurdu, hem de dışında kalıp ona bir mesafeden bakmayı, hayatla gözgöze gelebilmeyi öğretti. Onu seviyorum...”
(Bu metin 2006 senesinde -değerli hocam Mehmet Bayhan'ın editörü olduğu- yayınlanmamış bir grup kitabı çalışması için yazdığım daha uzun bir metinden alıntılanmıştır.)

'O kim?'

kimlik ve iktidar üzerine fotoğraf sergisi 'O kim?'den.
(Çizgelikedi Kadınlar Projesi 2007)

“Kimlik ve iktidar ilişkisi özelinde kendime 'O kim?' sorusunu yönelttiğimde, kimliğin oluşumunda belirleyici olan şeylerden birinin anne-babamızın birbirleriyle ilişkileri olduğu ve gündelik hayattaki önemsiz anların belleğe yığdığı önemli izlerin: yani bu ayırdına varması da reddetmesi de güç rol paylaşımlarının bizi nasıl da biçimlendirdiği, (elbette pek çok şeyin yanısıra ama belirgin bir öncelikle) geldi, kendisini yanıtımın içine yerleştirdi.”

19 katılımcılı bir atölye çalışmasının ürünü olan 'O kim?' İzmir Çizgelikedi Sanat Galerisi’nde, İFSAK İbrahim Zaman Sergi Salonu’nda, Bornova Anadolu Lisesi Ahmet Piriştina Sanat Galerisi'nde, Bodrum Belediyesi Meclis Salonu Sanat Galerisi'nde, İskenderun Halk Eğitim Merkezi Sergi Salonu'nda ve Muğla/Akyaka Nail Çakırhan & Halet Çambel Kültür ve Sanatevi'nde sergilenmiştir.

Sunum: 'Fotoğrafın Penceresinden Bellek Üzerine'


























Etkinlik 3 Mayıs 2008 Cumartesi günü saat 10:00-14:30 arasında Bornova E.Ü. Kampüsü içinde yer alan E.Ü. Yabancı Diller Bölümü'nün Konferans Salonu'nda gerçekleşmiştir.
Çizgelikedi adına Yalçın Çıdamlı ile birlikte hazırladığımız sunumun başlığı:
'Fotoğrafın Penceresinden Bellek Üzerine' idi.

Söyleşi: 'iki kitap bir bakış'

'National Geographic'i Doğru Okumak' (*) ve 'Başkalarının Acısına Bakmak' (**) adlı kitaplardan yola çıkarak hazırladığım bir sunum ve söyleşi Çizgelikedi'de, 1 Nisan 2008/ Salı günü gerçekleşti.

(*)Catherine A. Lutz, Jane L. Collins, Agora Kitaplığı;
(**)Susan Sontag, Agora Kitaplığı

'Şehir' serisi 'Endless Possibilities/Sonsuz Olasılıklar'da yer aldı

'Şehir' serisinden fotoğraflarım 'EPPR'de yer aldı.

(EPPR: Sergi küratörü Adnan Yıldız'ın Sonsuz Olasılıklar sergisinin araştırma sürecine paralel olarak kurduğu, dünyada farklı alanlardan pek çok profesyonelin katıldığı; sergi sürecinde gelişen ve üretiminin duvara yansıdığı disiplinlerarası bir proje.)

10 Ocak-25 Şubat 2007
endless possibilitiessonsuz olasılıklar

KASA GALERi / KARAKÖY
Marcel van Eeden / Gökçen Cabadan / EPPR (endless possibilities project room)
Küratör: Adnan Yıldız

sergi sırasında aktif olup şu an kapanan blog adresi:
http://endlesspossibilities.blog.com/

Hafriyat'la Diyarbakır'da 'Lokal Cennet, Çağdaş Nakliyat'














Hafriyat'ın 'Lokal Cennet, Çağdaş Nakliyat' sergisi kapsamında, 'Yakınlıklar' sergisinden 'Şehir' serisi 11-25 Kasım 2006 tarihleri arasında Keçiburcu ve Diyarbakır Sanat Merkezi'nde Diyarbakır'daydı.
http://www.diyarbakirsanat.org/etkinlik.asp?id=596&c=6&type=0

Geniş Açı 49. sayıda yayınlanan değerlendirme yazısı

'2005-2006'da İzmir'de Ne Yok Ne Çoktu?'
(Arzu F. Güngör)
Geniş Açı 49. Sayı (Eylül-Ekim 2006), Sf. 32-33-34-35

Geniş Açı'nın eski sayılarını edinmek için:
Tel_ +90 212 251 7003
Fax_ +90 212 251 7004
genisaci@genisaci.com

'Yakınlıklar' Fotoğraf Sergisi 25 Nisan3. UFAT Fotoğraf Günleri'nde

3. UFAT Fotoğraf Günleri // 25 Nisan-12 Mayıs 2006 // Uludağ Üniversitesi Rektörlük Sanat Galerisi Görükle/Bursa

Çizgelikedi

Arzu ve Yalçın, birlikte bir görsel kültür atölyesi kurmak için ilk adımları 2005 yazında attık. www.cizgelikedi.com